Sezenist, Gezgin, Yazar, Blogger ve Kırıklarınızın Alçısı.

Olağan Şüpheliler

Olağan Şüpheliler

Olağan Şüpheliler

    Bazı filmler bazı insanlar için hayatının dönüm noktasıdır. Bu film birçok kişinin hayatının dönüm noktası olmuştur ve olmaya devam edecektir. Film baştan sona bir diyalog içinde geçse de merak ile beklenen bir sonra ki sahne heyecanı ile gözlerinizi kırpmanıza bile izin vermeyecek cinsten. Alışagelmiş filmlerin çok dışında türden. Kahramanımız bir yeri kurtarmıyor veya çok iyi bir insan değil, Mutlu bitmiyor veya mutsuz da bitmiyor. Anlam veremediğimiz şekilde kafamızda soru işareti de bırakmıyor. Kahramanımız bir hayalet dememiz en doğrusu olabilir. Gaziantep’te sık gittiğim bir mekanın sahibinden aldığım bir öneri ile izlediğim bu film benim içinde hayatımın dönüm noktası oldu.

    Limanda meydana gelen bir patlamadan kurtulan iki kişiden biri olan fiziksel özürlü Verbal (Kevin Spacey) polis tarafından sorguya alınınca altı hafta öncesinden başlayan bir suç ve ihanet öyküsünü anlatmaya başlar. İşe altı kişilik bir çete, mafya, uyuşturucu, soygunlar, ihanet ve Kayser Soze adlı bir Türk karışır. Spacey’nin yanında Gabriel Bryne, Chazz Palminteri ve Pete Postlethwaite mükemmele yakın. İşte tüm bu filmleri izlerken belirli anlarında hazzın doruklarında bulunursunuz. Fakat ikinci izleyişinizde “işte tam o noktayı” bildiğiniz için film kısmende olsa büyüsünü kaybeder. IMDB ise ilk 50 içerisinde olan bu filmin hayalet kahramanı ise bir Türk. Hayatı ise bir hayli ilginç. Film kahramanlarımızdan birisi onu şu şekilde tanımlar: Söylendiğine göre Türk’müş… Babasının Alman olduğu söylenir. Kimse O’nun gerçek olduğuna inanmaz. Kimse O’nu direkt olarak çalışan, O’nu tanıyan ya da gören birini bilmez… Kobayashi’ye göre herhangi biri Soze için çalışabilirdi… Bilemezsin… Bu da O’nun gücüydü. Şeytan’ın yaptığı en büyük kurnazlık; “tüm Dünya’yı yaşamadığına inandırmakmış.”

    Bana anlatılan bir hikaye var… Sanırım doğru… Türkiye’de ki günlerinden kalma… Bir grup Macar kendi mafyalarını kurmak istemişler… Güçlü olmanın, paraya, silaha ya da mala dayanmadığını anlamışlar. Güçlü olmak; “Diğerlerinin yapamadığını yapma arzusuna sahip olmakmış.” Bir süre sonra yönetimi ele geçirmişler ve Soze’nin peşine düşmüşler. O zaman küçük işler, uyuşturucu işi yapıyormuş.

    Bir öğleden sonra evine gelmişler… O’nu arıyorlarmış. Evde karısıyla çocuklarını bulmuşlar ve Soze’yi beklemeye karar vermişler. (Sarı renkte ışıklandırılmış bir sahnede Soze’nin evine Macar mafyasından 3 adam girer… Karısına tecavüz ederler… 3 çocuğu da korkudan bağırmaktadır) eve geldiğinde karısını tecavüz edilmiş çocuklarını da bağırırken bulmuş (eve uzun saçlı bir adam yani Kayser Soze girer) Macar’lar, Soze’nin zorlu biri olduğunu biliyorlarmış. O’nunla dalaşılmazmış. İş için geldiklerini söylemişler. (Macarlardan biri Soze’nin 2 oğlundan birinin boğazını keser, karısı çığlık atar. Oğlunu öldüren adam Soze’nin kızını rehin alır) İşini ve toprağını istediklerini söylemişler. Soze, aile fertlerinin yüzlerine bakmış ve adamlara gerçek arzunun ne olduğunu göstermiş. (Kayser Soze adamlardan birini alnından vurur sonra da oğlunu öldüren adamı alnından vurur. Ölen adamın kucağından kurtulan kızı diğer Macar rehin alır. Kayser Soze silahını bu kez koltukta oturan karısıyla diğer oğluna çevirir ve ikisini de hiç tereddüt etmeden vurur. Ardından rehin olan kızını da vurur.

    O günden sonra yaşamaktansa tüm ailesini ölü görmeyi yeğlediğini söylemiş. Son kalan Macar’ın gitmesine izin vermiş. Karısı ve çocuklarının gömülmesini beklemiş sonra da tüm mafya üyelerinin peşine düşmüş. Çocuklarını öldürmüş, karılarını öldürmüş, anne ve babalarını, aile dostlarını öldürmüş. Oturdukları evleri, çalıştıkları dükkanları yakmış yıkmış. Onlara borcu olan adamları da öldürmüş. Ve sonra (Verbal eliyle bir işaret yaparak) birden yok olmuş, gizlenmiş ve sonra O’nu kimse görmemiş. Bir efsane olmuş. Suçluların çocuklarını korkutmak için anlattıkları bir hikaye olmuş “babanı ele verirsen Kayser Soze seni yakalar” kimse gerçekten yaşadığına inanmaz…
    Polis: Sen inanıyor musun Verbal?…
    Verbal Kint: Keaton şöyle derdi; “Tanrı’ya inanmıyorum ama ondan korkuyorum.” Ben ise Tanrı’ya inanıyorum ama tek korktuğum şey “Kayser Soze”

    Flmin sonunda insanı oldukça şaşırtır. Deha ürünü bir film olduğuna emin olursunuz.

    Benim puanım: 9.8
    Yapım yılı: 1995

     2

    0 Yorumlar

    Yorum Yaz

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir