Sezenist, Gezgin, Yazar, Blogger ve Kırıklarınızın Alçısı.

Şanlıurfa Gezi Rehberi

Şanlıurfa Gezi Rehberi

Şanlıurfa Gezi Rehberi

Şanlıurfa’ya gideli çokça zaman olmuş, yeniden gitme fırsatı bulunca da sizler için; “Şanlıurfa’da Neler Yenir? Şanlıurfa’ya Nasıl Gidilir? Şanlıurfa Gezilecek Yerler” gibi sorularınıza yada aklınıza takılanları gidermek için bir rehber hazırladım,

Şanlıurfa’ya Nasıl Gidilir?

Ben Gaziantep’ten yola çıktığım için hızlı ve kolay bir ulaşım oldu fakat sizler farklı yerlerden geleceğinizi varsayarak;

  • Uçak
  • Otobüs
  • Kendi Aracınız

gibi seçeneklerle sorunsuz ulaşım sağlayabilirsiniz. Uçak ile gelecekseniz en yakın havalimanı Şanlıurfa GAP Havalimanı şehre ait olduğu için tercih edebileceğiniz en iyi yer olacaktır. Farklı çevre illerden gezerek gelecekseniz; Gaziantep Havalimanı’da kullanılabilir.

Otobüs ile gelecekseniz batısı Gaziantep, doğusu Mardin, kuzeyde Adıyaman ve kuzeydoğusunda Diyarbakır illeri bulunmakta. Bu illerden kendi aracınız veya otobüs ile gelebilirsiniz.

Şanlıurfa’ya Ne Zaman Gidilir?

Doğrudan bir cevap vermek gerekirse; Eylül sonu ve Ekim ayı. Yaz aylarını çok mecburi değilseniz gitmenizi önermem çünkü 50 derece civarı bir sıcaklık oluyor. Hatta yaz aylarını çıkarıp diğer tüm mevsimlerde bile gidebilirsiniz. Önerim ise dediğim gibi Eylül sonu, Ekim ayı içerisi.

Şanlıurfa’da Nerede Kalınır?

Balıklıgöl çevresini tercih etmeniz güzel olacaktır. Balıklıgöl’e, sıra gecelerine ve tarihi-merkezi yerlerine ulaşım için kolaylık sağlayacaktır.

Otel olarak şurası tercihimiz diyemeyeceğim fakat bu çevrenin aktifliği sebebi ile kaliteli bir konaklama tercih etmelisiniz aksi durumda trafik, çocuk sesinden gece uykunuzdan olabilirsiniz.

Şanlıurfa Gezilecek Yerler

Kendimce öne sırasına göre;

  1. Balıklı Göl
  2. Göbeklitepe
  3. Eyyüp Peygamber Makamı ve Camisi
  4. Rizvaniye Cami
  5. Halil-Ür Rahman Cami
  6. Mevlid-i Halil Külliyesi
  7. Haleplibahçe Mozaik Müzesi
  8. Şanlıurfa Kalesi
  9. Aynzeliha Gölü
  10. Gümrük Hanı

Balıklıgöl: Şanlıurfa’nın en önemli turizm alanı. Şanlıurfa ise bir inanç turizm şehri. Şanlıurfa için inanç turizminde çok fazla önemli nokta var fakat en önemlisi Balıklıgöl!

Balıklıgöl

Balıklıgöl’ün hikayesi birçok kişi tarafından biliniyor fakat bir de ben anlatayım;

Nemrut adındaki kral, döneminde korku saçan biri olarak bilinir. Bir gün gördüğü rüyayı din adamlarına yorumlatır. Ülkedeki doğacak çocuklardan bir tanesinin onu öldüreceği yorumunu alan kral, o sene doğan tüm çocukların öldürülmesini emreder. İbrahim Peygamber’in annesi bunu duyarak kaçar ve bir mağaraya sığınır. Çocuğu burada doğurur ve mağarada bırakır. Rivayete göre onu bir ceylan bulup onu emzirir. Askerler çocuğu bulup kralın karşısına çıkarır. Nemrut, çocuğu olmadığı için onu sever ve büyütür.

Nemrut’un zulmü, haksızlığı ve putlara tapışı, halkında putlara tapmaya zorlanışını gören İbrahim Peygamber insanların kendi elleri ile yaptıkları bu putların Allah olmadığını söyler. Halka bu düşüncelerini anlatır. Halk korkudan ağzını açamaz. Nemrut’un evlat edindiği Zeliha, ona inanır ama Nemrut’tan o da çok korkar. Hz. İbrahim ile Zeliha arasında bir sevgi bağı oluşur. Bir tören günü herkesin törene gittiği an Hz. İbrahim sarayın putlar bölümüne girer. Bir baltayla bütün putları parçalar, baltayı da en büyük putun üstüne asar. Törenden dönenler endişeye kapılır. Nemrut’a haber verirler. Rahipler bunu Hz. İbrahim’in yapabileceğini öne sürer. Nemrut bir kurulla onu yargılar. Hz. İbrahim: “Görüyorsunuz ya işte balta büyük putun omzunda. Balta kimdeyse bu işi o yapmıştır.” der. Öfkelenen Nemrut: “Bir taş parçası baltayı eline alıp bu işi nasıl yapar?” diye haykırınca Hz. İbrahim: “İşte benim anlatmak istediğim de budur. Siz kendi ellerinizle yaptığınız bu taş parçalarından medet umuyor, sizi kötülüklerden korumasını bekliyorsunuz. Tanrı diye ona tapıyor, adak adıyor, başınız dara düşünce ona koşuyorsunuz. Bu gerçekten tanrıysa neden diğerlerini kırmasın?” deyince şaşkınlık geçiren Nemrut ve çevresindekiler İbrahim’in üzerine yürürler.

Nemrut ise Hz. İbrahim’in yakılmasını emreder. Etraftan toplanan odunlar Halil-Ür Rahman Gölü’nün bulunduğu yerde yığılır. Odunlarla büyük bir dağ meydana getirilir. Nemrut’un kalesinin kuzeyinde ise iki büyük sütun yaptırılır. Hz. İbrahim Peygamber’in bu sütunlar arasına gerilerek halatla ateşe fırlatılır.

Hz. İbrahim’in arkasından ağlayan Nemrut’un kızı Zeliha’nın gözyaşlarından ise Balıklıgöl‘ün hemen yanında bir göl daha oluşur. Bu gölün ismi, Zeliha’nın gözü anlamına gelen Aynzeliha’dır.

Şanlıurfa’da Neler Yenir?

Ciğer, Patlıcan Kebabı, Çiğköfte, Şıllık dörtlüsü ve Mırra! Şanlıurfa’ya ait olduğu tartışılan birkaç yeme-içme saymış olsam da bir Gaziantepli olarak kesinlikle bu saydıklarım Şanlıurfa’ya ait.

Ciğer: Diyarbakır ile sürekli bir tartışma içerisindeler, arada memleketim Gaziantep ise lezzeti ile öne çıksa da bölgesel lokasyon kesinlikle ciğerin Şanlıurfa’ya ait olduğunu söyleyebilirim. Hem Şanlıurfa hem Diyarbakır hem de Gaziantep’te deneyimlediğim ciğeri en iyi yapan şehir Gaziantep olsa da Şanlıurfa’da bir tutku bir vazgeçilmezlik. Diyarbakır’da ise daha büyük doğranmış olması sebebi ile kişisel olarak pek beğenmedim. İri doğranması bence ciğer gibi hassas bir etin kanlı şekilde olmasını sağlıyor çok pişirilmesi gerekiyor ve bu defada lezzetini kaçırıyor. Daha küçük doğranan ciğerin vazgeçilmez iki noktası Gaziantep ve Şanlıurfa! İkisi de yaklaşık olarak aynı irilikte ve aynı şekilde pişirilmekte. Gaziantep’te ise daha farklı ve ciğerin lezzetinin ön plana çıkaracağı baharat kullanması yanında olan mezelerle fazla lezzet şöleni olsa bile ciğer Şanlıurfa’ya aittir.

Patlıcan Kebabı: Birecik Patlıcanından yapılan bu muhteşem lezzet tarafımca çok tercih edilmiyor fakat genel olarak bir başyapıt olmasını değiştirmez. Birecik her ne kadar en çok Gaziantep’e gönderse de bu tatlı ve lezzetli patlıcanı, Şanlıurfa’nın bir ilçesi olması sebebi ile Şanlıurfa bu lezzeti sahiplenmek istiyor. UNESCO ise bu lezzetin resmi olarak Gaziantep’e ait olduğunu tescillemiş durumda. Yine de sizler her iki şehirde deneyebilirsiniz.

Çiğköfte: Bir diğer tartışmalı lezzet olan bulgurun inceltilmesi ile oluşan ve bu bölgede insanların adını verdiği “simit” ile kıymanın yoğrulması ile oluşan bu şaheser Adıyaman’ın başlıca lezzeti fakat Şanlıurfa’nın bu benimdir! dediği bir diğer lezzet. Bence ikisi de sahiplenebilir, hiçbir sıkıntı yok.

Şıllık: Çok ahım şahım bir tatlı değil. Adıyaman rehberimde de yer verdiğim bu tatlı tamamen Şanlıurfa’ya ait. Bu tatlıyı sevmeyen Zingil veya Hırtlevik deneyebilir. Tatlı sever olarak hepsini seviyorum.

Mırra: Her ne kadar Arap coğrafyasına ait olsa da Şanlıurfa, Mardin hatta Adana’da bile oldukça yaygın bir içicileri mevcut. Arap coğrafyasından geldiği için adı da keza oradan gelmekte ve mur yani acı anlamındadır. Dünya’nın en sert ve yapımı en zor kahvelerinden biridir.

Mırra

Ağa içeceği olarak da bilinen kahve, babadan oğula meslek gibi hem içiciliği aktarılıyor hem yapımı. Cenaze evlerinde, sıra gecelerinde kulpsuz bir fincanın yarısını geçmeyecek şekilde dolduruluyor ve servis ediliyor. Bu sert ve haşin kahve ayrıca konsantrasyonu arttırmak, enerji vermek, karaciğerden toksin attırımı gibi faydalarıda mevcut.

Şanlıurfa Sıra Geceleri!

Sıra gecelerine ait bu başlığa kocaman bir ünlem koymak istiyorum. Şanlıurfa’da kesinlikle ama kesinlikle yapmanız gereken hatta ölmeden önce yapmanız gereken çok önemli bir etkinlik. Akşamüstü 6-7 gibi başlayıp gece 11-12 civarı son bulan ve Şanlıurfa’da resmen bir turizm haline gelen ve özünü de bozmamış yerlerle harika bir ambiyansa sahip “Sıra Geceleri” benim Şanlıurfa için en sevdiğim kısım diyebilirim. Kocaman tarihi bir yapının üzerinde bir damda, hazır bir zeminde, sert bir yastığa sırtınızı dayamış, gün boyu sıcak geçirilen bir günün verdiği yorgunluğu bu serin, hafif hafif esen bir rüzgarında karıştığı yöresel müzik aletleri yöresel dillerde söylenen şarkılar eşliğinde muntazam bir gece! Tarif edilemez bir huzur ve mutluluk karışımı.

 2

0 Yorumlar

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir