Sezenist, Gezgin, Yazar, Blogger ve Kırıklarınızın Alçısı.

Tibet’te Yedi Yıl

Tibet’te Yedi Yıl

Tibet’te Yedi Yıl

    Brad Pitt’in hemen hemen her filmini izlediğimi birkaç film yazımda dile getirmiştim. Sanırım bu durum benim için koleksiyon anlamına geliyor. Yine bir uykusuz gecede Brad Pitt koleksiyonuma bir film daha eklemek istedim ve “Tibet’te Yedi Yıl” a başladım. Birkaç kez daha izleme fırsatım olmasına rağmen sebepsiz yere geçiştirdim. Fakat beni birkaç sahnede gözlerimin dolmasını sağlayan bu film için sizlerin ön yargılarınızı yıkmak için yazıyorum. İzleyin ve izlettirin.

    Film gerçek bir hikayeden konu ediniyor. Heinrich Harrer karakterini Brad Pitt oynarken, David Thewlis ise Peter Aufschnaiter rolü ile karşımıza çıkıyor. Jamyang Jamtsho Wangchuk ise muhteşem performansı ile Dalai Lama rolünde. Lhakpa Tsamchoe ve B. D. Wong gibi isimlerde filmde boy gösteriyor.

    Filme dediğim gibi önyargılarım sebebi ile biraz geç başladım, beni en çok etkileyen kısmı ise egoyu yıkmak üzere Lhakpa’nın Heinrich’in; dağcılık başarılarını, madalyalarını çıktığı dağların zirvelerini anlatıp gururlanırken söylediği şu replik oldu;

    İşte, bu da bizim halkımızla sizinki arasında olan bir diğer büyük farklılık. Bizler egolarından vazgeçen adamları takdir ederken siz hayatın her safhasında kendini yükselten adamları takdir ediyorsunuz…

    Bu replik okuduğunuz zaman çok anlam ifade etmeyebilir fakat filmin özü belki de bu replik ile detaylanıyor. Elinize bir kağıt kalem alarak izlemenizi daha çok tavsiye ederim çünkü gerçekten oldukça anlamlı sözler mevcut. Her birisi hayat felsefesi yapılacak cinsten.

    Filmin akıcılığı ve olayları anlatılış şekli zaten oyuncuların performansı ile birleşince ortaya başyapıt çıkıyor. Oyunculuklara diyecek bir söz zaten bulamıyorum. Brad Pitt yine hakkını vermiş, benim için başrollerini oynayan her oyuncu 10 üzerinden 10 puanı hak etti.

    Film sonrası Tibet’i araştırıp gidip göresim var. Daha önce bir yazıda Tibet’in üzerinden uçak geçmediğini okumuştum. Yanılıyor da olabilirim fakat bu filmle iyice Tibet merakım arttı. Gerçek Dalai Lama ayrıca filmin senaryosuna doğrudan katkıda bulunmuş. Şu Corona günlerinde zaten Anti-Çin propagandası için bile izleyebilirsiniz. Israrla film desem de bir biyografi hatta belgesel bile denilebilecek türden.

    Tibet kültürünün neden yok edildiğini, neden yıkıldığını ve katledildiğini de 29 yaşında öğrenmiş oldum. Kısacası bana çok fazla mesajlar verdi, çok fazla şey kattı. Eğer filmi keyif için değil de her sahnesinde anlam arayarak izlerseniz muhtemelen aynı düşüncelere sahip olacaksınız benimle. Kendimizi ve iyi-kötü davranışları sorgulamamız için önemli bir yapıt.

    Film bittiği zaman kendinizi birisinin yerine koymuyorsunuz ama şu soruyu da sormadan edemiyorsunuz; “Peki ben ne kadar değiştim?”

    Sonunda insanı ise Dünya’nın bambaşka yerinde bambaşka şekilde ve kirlenmemiş duygular – kirlenmemiş hayatlar yaşayan insanların var olduğunu bildiriyor.

    Benim Puanım: 9.9

     2

    0 Yorumlar

    Yorum Yaz

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir